Walter Benjamin

Batı Felsefesi - Batı Filozofları
Yazdır

"Gelecek felsefenin açılması kendini ne kadar öngörülemez ve
gözü pek haber verirse, ölçütü sistematik birlik ya da hakikat olan kesinlik için o kadar derinlemesine mücadele etmesi gerekir.
"
Walter Benjamin

Eserlerinden seçmeler

Etkisi

Modernliğin anlam krizi ortasında Benjamin, çağa uygun aydınlanmış düşünce figürlerine ters yönde düşünceler üretir. Felsefenin bilgi öğretisini eleştirel olarak sınırlandırmış olması karşısında Benjamin onu gelecekteki bir metafiziğin içinde dinsel deneyime doğru yeniden genişletmek ister. En yeni sanat oluşumlarının karşısında, sanat yapıtının soyutlama ile kitle üretimi arasında kurumasına karşı, onun tarihsel olarak güvence altındaki benzersizliğindeki sanat değerini arar (yapıt, “aura”sında bireysel oluşumunun kendi içine kapalılığını korur). Benjamin’in tarih bilinci Marksizmin izlerini taşır ve aynı zamanda Yahudi-mistik geleneğin dinsel dünya görüşünün etkisi altındadır. Bundan dolayı Benjamin’in “tarihsel maddeciliği” kendine has bir biçimde geriye dönüktür; tarihte hüküm süren “zayıf, Mesih’e özgü güç”e karşı hassastır. Marksist tarih felsefesi böylece kurtuluş dinlerine yakınlaşmış olur.

Bu geriye dönüş, büyüsünü kaybetmiş modernliğin krizine Benjamin’in yanıtıdır: Onun kavramlarına, anlamı boşalmış bir şimdiki zamanın yoksullaşmış tanıklarına karşı Benjamin, modernlik öncesi gelenekte onun anlamını güvence altına alan köklerine gider. Dağılan dışsal fenomenleri içsel bir ilişkiye girmeye zorlamanın yolunu ararken ve bu anlamın kuruluşunun kaynağını çağırırken Benjamin geçmişe bakarak kaybolan anlamı yeniden yakalayabilecekmiş gibi görünür.

Oysa ilerlemenin tarihi Benjamin için de bozulmanın tarihidir. Cennetten, yani anlam bağlamından sürekli bir kovulmadır. Benjamin’in sözünü ettiği, geriye dönüp cennete bakan ve ilerlemenin fırtınasında zamanın birliğini elinden kaçıran ünlü “tarih meleği” tarihi ayaklarının dibinde yıkıntılar içinde görür. Benjamin’in sıkıntılı yaşam koşulları altında geçen son on yılında oluşmuş yapıtı, bize büyük ölçüde parçalar halinde kalmıştır. “Pasajlar”da tasarlamış olduğu başyapıtını ise tamamlayamamıştır.