Hannah Arendt

Batı Felsefesi - Batı Filozofları
Yazdır


"Eyleme yetisi, insanın yetileri ve olanakları arasında kuşkusuz en tehlikeli olanıdır."

Hannah Arendt

Günther Stern ve Hannah Arendt           Heinrich Blücher ve Hannah Arendt
Günther Stern ve Hannah Arendt  Heinrich Blücher ve Hannah Arendt

Eserlerinden Seçmeler

Etkisi

Hannah Arendt’in, 1961’deki Eichmann davası ile ilgili olarak ortaya attığı “kötülüğün bayağılığı” kavramı, özellikle Yahudi kesimi tarafından olan biteni masum göstermekle kınanmasına neden oldu. Oysa o “kötülük”te soğukkanlı rutinin bir anını görüyordu. Arendt’in kitapları büyük ölçüde kişisel deneyimleriyle ilişkilidir. Weimar Cumhuriyeti’ndeki şiddetin, ama hepsinden önemlisi Üçüncü Reich’ın yasallaşmış şiddetinin etkisi altındaki düşünceleri özellikle modern uygarlığın karanlık sayfalarını ele almıştır: Totaliter sistemlerin ortaya çıkışı, hümanist gelenek ve insanlık dışı olan, yapısal şiddet ile kişisel sorumluluk arasındaki ilişki. Siyasi eylemin eleştirmeni olarak, gerek İsrail devletinin kuruluşundan sonra siyonizm tehlikesine karşı uyarıda bulunurken, gerekse Eichmann üzerine yazdığı kitabı yüzünden Kudüs’te dostu Gerschom Scholem ile arası bozulurken, çelişkiler karşısında çizgisini korumuştur. Arendt, Adorno’yu değersiz bulduğunu birçok kereler açıkça dile getirmiştir. Savaştan sonra Heidegger ve Heidegger’in hatalarıyla barışmıştır.