Martin Heidegger

Yazdır


"Her soru sorma bir aramadır."

Martin Heidegger

Eserlerinden seçmeler

Etkisi

“Varlık”ın ve onun “talepler”inin temelsizliğine inmek elbette buna uygun bir dili gerektirecektir. Bu dil kimi zaman “jargon” olarak nitelense de İkinci Dünya Savaşı’nın ardından uzunca bir süre kültür bilimlerinin ifade tarzına hakim olmuştur. Varlığın seyrek havası içinde bir rehber gibi hareket ettiği sürece bu dil hiçbir yere varmayacaktır elbette: Bu dilin her zaman mümkün olan hataları, yalnızca negatif olarak belirlenmiş varlığın açıklanmamışlığında kaybolur. Onun söylediklerinde onu izlemekten başka yapabileceğimiz bir şey yoktur. Bu dil, barındırdığı rehberlik etme tavrı, konuşmacısını halkın rehberi konumuna teşvik ettiğinde utanç verici bir hale gelir; tıpkı, öğrencilerini (ve aynı zamanda olabildiği ölçüde bütün bir kuşağı) dilinin etkisi altına alıp Üçüncü Reich’ın yoluna götüren Heidegger’in başına geldiği gibi. Heidegger’in dili bu açıdan, düzeltici öğelerden yoksun bir dilin baştan çıkarma gücünü gösteren öğretici bir örnektir. Heidegger’in ciddiyet felsefesi en başta, doğa bilimlerinin kavram dünyasına ve modern teknoloji ile medya dünyasının yabancılaştırıcı büyüsüne karşı durması nedeniyle günümüzde pek çokları için çekiciliğini kaybetmemiştir.

Heidegger hakikati ve “Varlık”ta “özsel olan”ı -kabaca söylenecek olursa insanın varoluşunu- arayışında felsefe yapmaya son derece ciddi yaklaşır. Kavramların düşünmesinin önünü kestiğini gördüğü geleneksel metafizik bunun için aşılmalı ve düşünme temellerine geri götürülmelidir. “Varlık” böylece, sonlu, zamansal, gelecek endişesi ve ölüm bilinci tarafından belirlenmiş olarak kendini açar. Varoluşun bu çıplak temel sabitinin karşısında cesur olmak ve ondan kaçmamak, önemli ölçüde “Varlık”ın kışkırtmasıdır. Burada, önceden sahip olduğu Katolik inancını terk ettikten sonra Heidegger’de kalmış olan teolojik buyruğun bir kalıntısı görülebilir. Bu ayrıca, Heideger’in Nietzsche ve Hölderlin ile tartışmalarında ve nihayet teknolojik dünya eleştirisinde geliştirdiği varoluş felsefesine ilişkin temelleri de belirler.